IHH Yetim Sponsorluk Sistemi
   
  KOZANSIKI KÖYÜMÜZÜN SİTESİNE HOŞGELDİNİZ
  FIKRALAR
 
Yalan

Küçük çocuk okula yeni başlamıştı. O aksam okuldan
döndükten sonra yüzünü buruşturarak söylendi :
- Anneciğim okulda bile yalan söylüyorlar...
- O da ne demek oluyor yavrum? Olur mu öyle şey?
- İnanmazsan git de bak. Bizim sınıfın kapısında birinci
sınıf" yazoyor. Halbuki oturacak yerler hep tahtadan...
 
 
Temel Usülü İntihar

Dursun birgün ormanda gidiyormuş. Temeli bir ağaca belinden bağlı şekilde
bulmuş. "Napıyosun Temel" demis Dursun; Temel de "İntihar ediyorum" demiş.
Dursun "Benim bildiğim öyle intihar edilmez; o ipi beline diil boynuna
bağlıyacaksın" demis. Temel de: onu da denedim; az daha boğuluyodum...

TÜNEL
İngiltere, Amerika ve Japonyanın katıldığı tünel ihalesine Türkleri temsilen de Temelin Firması katılır. Firmaları teker teker mülakata çagrırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması: - Biz iki taraftanda eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. tüneller arasında maksimum 1 metre bir fark olur. 30 metrelik enindeki tüneldede 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler. Amerikan firması: -Bizde ikitaraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50cm farkolur. Japon firması: - Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum 20cm farkolur. Sıra bizim Temel'e gelir. Temel: -Valla bizde iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık 2 tüneliniz olur. 

MÜRETTEBAT

KUZEY Irak sorunu yuzunden bir Amerikalı ile kapışan Temel, 

-"Siz Irak'ı haksız yere işgal eden ve teröristlere yardım eden zorbalarsınız" diye bağırmış.

Amerikalı, hemen karşı saldırıya geçerek şu karşılığı vermiş:

-"Siz Türkler, borç para yemekten başka bir şey bilmeyen insanlarsınız. Teknolojiden filan da hiç anlamazsınız. Oysa bizim işimiz teknolojidir. Bana bir kalıp çelik yolla, sana koca bir gemi yapayım."

Temel'in kafası iyice atmış ve "O da bir şey mi" demiş, "Sen bana kız kardeşini yolla, sana geminin bütün murettebatını yapayım...

CENNETTE İMAM VE AVUKAT
Damat ve gelin düğüne giderken trafik kazası sonucu ölmüşler . Onları cennete götürmüşler. İkisi de dünyada evlenemedikleri için çok üzgünmüş. Melekten ricada bulunmuşlar. 
-Bizi evlendirin dünyada muradımızı alamadık burada alalım. demişler. Melek peki demiş yanlarından ayrılmış. Aradan üç ay geçmiş Melek yanında bir imam ile gelmiş. Gecikme için üzülmüşler ama netice olarak evlenecekleri için sevinçli imişler. Nikahları kıyılmış, evlenmişler. Ama evlilik bekledikleri kadar güzel değilmiş. Zamanla geçinemeyeye başlamışlar. Sonunda ikisi de bıkmışlar ve Meleğin yanına gitmişler yeniden. 
-Biz geçinemiyoruz anlaşamıyoruz ve boşanmak istiyoruz. 
Melek kaşlarını çatmış.
-Bana bakın demiş. Evleneceğiz dediniz tamam dedik nikahı kıymak için imamı üç ayda ancak bulabildim cennette. Boşanmanız için  avukatı nerden bulacağım. 

UCUZ ÇÖZÜM

Psikoloğa giden adam;
-Geceleri uyuyamıyorum efendim demiş, sürekli yatağın altında biri var
gibi geliyor. Yatağın altına girip orada uyumayı deniyorum. Bu defa da
yatağın üstünde biri var gibi geliyor...
Adamı dikkatle dinleyen psikolog 'Hallederiz bu saplantıyı' demiş. 'Bana haftada iki kere geleceksiniz. 6 aylık bir tedavi sonunda sizi
iyileştireceğimi umuyorum.'
'Her viziteye ne kadar ödeyeceğim?'
'Her vizite 100 YTL, buna Gore 6 ayda 4 bin 800 YTL ödeyeceksiniz'
Adam gitmiş, o gidiş...
Psikolog, birkaç ay sonra adama sokakta rastlamış:
'Ne oldu, hastalığınız?' '2.5 YTL’ ye hallettim...'
'Nasıl oldu?'
'Sizden çıktıktan sonra, arkadaşımla karşılaştım. Arkadaşıma  
hastalığımı anlattım.
'Karyolanın bacaklarını kes' dedi... Kestim; mesele halloldu


TEMEL
Dursun, saatlerin geri alınacağını duyunca, evdeki tüm saatleri
toplayıp   Saatçi Temel'e gider.
  - Ula Temel, saatler geri alunacakmuş. Bizde evdeki  saatleri senden satın aldığımız için sana getirdik.Bunları geri alacaksun. Temel kendinden emin bir şekilde:
- Oyle yağma yok.Bende duydum ama 1 saat geri alınacakmış. Bir tanesini alırım sadece diğerlerini almam.

PADİŞAH VE VEZİR
Padişah ile Vezir tartışmaya başlamış. Padişah, vezire, "En büyük ve en güçlü benim. Sen benim emrimdesin" demiş.
Vezir, "Hayır ben büyüğüm. Ordunun başında ben savaşıyorum, sen sadece mühür basıyorsun" diye itiraz etmiş.
Tartışma uzayınca Padişah’la vezir, bir çobanın yanına gitmiş ve konuya direkt girmemek için çobana sormuşlar;
-Senin koyunun mu büyük ineğin mi?
Çoban "İnek" demiş,
-Keçin mi büyük, öküzün mü?
Çoban "Öküzüm tabii ki" deyince, kilit soruyu yöneltmişler çobana;
-Söyle bakalım "Padişah mı büyük, vezir mi?".
Çoban hiç düşünmeden cevaplamış

 

—Vallahi ben bu hayvanları tanımıyorum...

BENİMKİNİ BOŞVER

İki adam Akmerkez de karılarını kaybetmiş hararetle arıyorlarmış. Ortada koşuşturup dururken birbirlerine çarpmışlar. Ne oluyor birader demeye kalmamış, birisi: Kardeş kusura bakma karımı kaybettim de onu arıyorum demiş. Diğeri sende kusura bakma ama bende karımı arıyorum demiş.
Adamlardan birinin aklına bir fikir gelmiş ve demiş ki: Arkadaşım madem ikimizde karılarımızı arıyoruz, karılarımızın tipini birbirimize tarif edelim ve ayrı ayrı yerlerde aramaya başlayalım. Eğer rastlarsak saat 4'te Mc Donalds 'in önüne gitmesini söyleriz demiş. Diğeri tamam demiş ve başlamış karısını tarif etmeye:
- Benim karım sarışı, mavi gözlü, 25 yaşında, 1.75 boyunda,60 kg, topuklu beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etekli tek parça elbise giyiyor demiş. Ve diğer adama "senin karın nasıl biri?" diye sormuş. Diğer adam :
- Boş ver benimkini seninkini arayalım... 

 

 


POLİS
Sürücü dikiz aynasında kendisini izleyen polisi görünce kaçabileceğini düşünüp basmış gaza. Ancak polisi
atlatamayacağını anlayınca, pes edip çekmiş kenara. Polis arabasından inmiş.
Bezgin, kızgın ve de küskün bir sesle:
"Bana bak, çok yorgunum, üstelik keyfim de kaçık. Mantıklı bir özür söyle yoksa yaktım çıranı!"
Kısa bir ara ve sürücü:
"Karım geçen ay bir polisle kaçtı. Aynada sizin aracınızı görünce kaçtığı polis, onu bana geri getiriyor sandım...

NEW YORK- BANGKOK
Aşırı sinirli biri, havalimanında 'bavul kabul bankosu'ndaki ilgili
memura etmediği hakareti bırakmamış.
Müşterinin abartılı kabalığı karşısında, banko memuru sakin ve güler yüzlü bir şekilde davranıyor, hiç cevap vermeden işine devam ediyormuş.
Adam işi bitip gidince, bir arka sıradaki müşteri "Sizi tebrik
ederim." demiş memura,
"Hiç tahrike kapılmayıp nezaketinizi
sürdürdünüz. Ama bu kadarı da yanlış.
Yapabileceğiniz bir şeyler olmalı."
"Olmaz olur mu, var efendim." demiş, memur gülümseyerek,
"Şerefsiz New York'a gidiyor, Bavulları Bangkok'a."

 


BOŞ VERSENE 
Adam, lüks erkek kuaföründe oturmuş bir yandan sakal tıraşı yapılırken bir yandan da elleri manikürlenmektedir. Manikürü yapan sarışın fıstık
adamın ilgisini çekmekte gecikmez.
— Güzelim, bu gece benimle çıkmaya ne dersin?
Kız gülümser ;
- Özür dilerim ama ben evliyim.
— Boş versene! Der adam ve :
- Seninkine telefon et bu gece işin çıktığını eve gelemeyeceğini söyle!
— İstersen sen söyle, şu anda seni tıraş ediyor.

BUZDOLABI
Ahirette sorgu sırasını bekleyen iki adam birbirleriyle konuşmaya başlar.
—Sen nasıl öldün?" diye sorar birinci adam ötekine;

- "Donarak öldüm".
—Kötü bir ölüm olsa gerek"... Der birinci adam;
- "donarak ölmek nasıl bir şey?".
- "Şey, başlanğıçta çok rahatsız edici". Diye anlatmaya başlar ikinci adam;
- "titremeye başlıyorsun, bütün el ve ayak parmakların ağrımaya başlıyor. Ama sonrası, ölmek için çok sakin bir yol. Vücudun uyuşuyor, adeta boşluğa sürükleniyorsun, tıpkı uykuya dalmak gibi, Peki ya sen nasıl öldün bakalım?".
- "Kalp krizi geçirdim" der birinci adam.
—karımın beni aldattığından emindim. Bir gün ansızın beklenmedik bir saatte eve döndüm, yatak odasına koştum. Karımı orada
yapayalnız örgü örerken buldum. Sonra bodruma koştum ama kimseyi bulamadım. İkinci katta da kimse yoktu. Sonra hızla çatı katına vardığımda kalp krizi beni buldu. Oracığa yığıldım ve öldüm. Aynen böyle."
İkinci adam başını sallar;
- "Berbat bir şey bu"... Der.
—Sadece bir an mutfakta durup buzdolabına bakmayı akıl edebilseydin şimdi sen de ben de hayatta olacaktık".

İKİ ÇEÇEN
Rus askerleri dağda bir mağarayı kuşatmış...
Mağaradan bir ses gelmiş:
"-Bir Çeçen 10 Rus'un hakkından gelir..."
Rus komutan, mağaranın içine 10 asker yollamış... Çatışma sesleri duyulmuş ve ardından bu kez yeni bir ses duyulmuş:
"-Bir Çeçen 30 Rus'un hakkından gelir..."
Komutan sinirlenmiş ve 30 asker daha göndermiş...
Yine silahlı çatışma sesleri duyulmuş... Bu defa mağaradan:
"-Bir Çeçen 50 Rus'un hakkından gelir" narası duyulmuş...
Komutan iyiden iyiye küplere binmiş ve mağaraya 50 asker daha yollamış...
Silah seslerinin ardından sürünerek gelen kan revan içinde bir Rus askeri görünmüş...
Asker komutana seslenmiş:
"-Sakın gitmeyin... Bu bir pusu... Tuzağa düşürüldük... Mağarada bir değil, tam iki Çeçen var..."


O ZAMAN OYUN BİTER

İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar;
"Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi..."
Berber çocuğa seslenir:  "Ali, buraya gel!". Bunun üzerine çocuk sakince dükkâna girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce,  "bak şimdi" diye fısıldar ve bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot olduğu halde çocuğa sorar:  "Hangisini istiyorsan alabilirsin?" Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden
alır. Berber işadamına döner ve gülerek:
"Gördün mü? Sana söylemiştim." der. Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar. Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir :
- Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!"


UYANIK KADIN

Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:
"Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir" der.
Müthiş¸ heyecanlanan adam: "Evet, galiba haklısın" diye cevap verir şaşkınlıkla.
"Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız" diye devam eden kadın, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bunun üstüne adam sorar: "Sen içmeyecek misin?"
Kadın cevap verir: "Hayır, ben polisi bekleyeceğim!"

KAYNANA 

Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. Ne oldu diye
sormuşlar.
Temel :
- "Kaynanamı gömdük."
Kahvedekiler:
- "İyi de bu halin ne?"
—Biraz direndi de."

HAYIRLI DAMAT!
Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş. İlk  önce oğlunu yangının
içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman
ve
ateşin içerisine,  kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karısını, sonra
köpeği ve kedisini. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha
içeri girmiş çıkmış. Onu seyreden komşularından biri sormuş:
- "Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiçbir şey getirmiyorsun?"
Diye.
—Kayınvalidem içeride!" demiş adam; "arada bir girip çeviriyorum!"

SARIŞINLAR
Kör bir adam yanlışlıkla Bayanlar Barına girer. Bara doğru ilerler ve bir içki ısmarlar. Biraz oturup, içkisini yudumladıktan sonra barmene seslenir:
"Hey, bir sarışın fıkrası duymak ister misin?"
Birden bar, bomba düşmüş gibi sessizleşir. Kör adamın yanında oturan kadın, tok bir sesle:
"Hey bayım," der "bu fıkrayı anlatmadan önce bilmeniz gereken beş şey var. Birincisi, barmen sarışın bir kız. İkincisi kapı görevlisi sarışın bir kadın. Üçüncüsü, ben 1.90 boyunda karatede siyah kuşaklı bir sarışınım. Dördüncüsü, sağınızda oturan kadın profesyonel bir halterci ve sarışın. Beşincisi, benim yanımda oturan kadın profesyonel güreşçi ve sarışın. Yine de bu fıkrayı anlatmak istiyor musunuz?"
Kör adam bir kaç saniye düşünür, sonra başını sallar:  "Hayır, hiç sanmıyorum. Beş defa anlatamam."

 

 

 

KÖR PİLOT
Yolcular uçağın yanında otobüsten inmişler.
Bavullarını gösteriyorlar. Bir bakmışlar uçak şirketinin minibüsü  yanlarında durmuş.  İçinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler. Yolcular fena halde şaşırmışlar.  Nasıl şaşırmasınlar. Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktalı bant. Yardımcı pilotun elinde bir köpek taşıması. Tasmanın ucunda bir köpek.  Sağa sola çarparak öylece ilerliyorlar uçağa. Günlerden 1 Nisan değil ama "Şaka herhalde" demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa. Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda.  Uçak hızlanmış. Yolcular  endişelenmeye başlamışlar. Uçak daha hızlanmış.  Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış. Uçak iyice hızlanmış. Bazı yolcular paniklemiş, dua etmeye başlamışlar. Uçak son hiza ulaşmış. Bu arada pistin  sonuna da ulaşmış. 100 metre sonra betonun bitip çimlerin başladığını gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar. Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş... Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş, havalanmış.  Kaptan pilot arkasına yaslanmış derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş:  Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta gecikecekler ve hep birlikte geberip gideceğiz!"

MÜDAHELE

Hâkim kaynanasını dövmekten sanık bir adamın muhakemesine bakıyordu. Şahitlere sordu:
- "Bu adamı kaynanasını
döverken gördün mü?"
—Gördüm efendim."
—Neden müdahale etmedin?"
—Neden müdahale edeyim hâkim bey... Yardıma ihtiyacı yoktu ki evire çevire dövüyordu!"

ESTETİK AMELİYAT
Bir karı-koca çok kötü bir kaza geçirirler. Kadının yüzü tamamen yanar, plastik cerrahlar kadının yüzünü eski haline getirebilmek için deriye gerek olduğunu ama kadından deri alamayacaklarını söyleyince kocası deri vermeye gönüllü olur. Fakat kocasından alınacak deri popo bölgesinden alınacaktır. Adam bu bilginin karısına söylenmemesini ister çünkü moralinin bozulacağından çekinmektedir. Ameliyat tamamlandıktan sonra kadın eskisinden de güzel görünür. Her gören bu muhteşem güzellik karşısında hayrete düşmektedir. Bir gün kadın kocası ile baş başa kaldığında "hayatım çok teşekkür ederim. Benim bu halim senin sayende. Sana nasıl teşekkür etsem? " deyince kocası cevap verir:
"Teşekküre gerek yok hayatım. Annen seni her öptüğünde ben gerekli mutluluğu duymaktayım zaten".

 
  Bugün 1 ziyaretçi (9 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=