IHH Yetim Sponsorluk Sistemi
   
  KOZANSIKI KÖYÜMÜZÜN SİTESİNE HOŞGELDİNİZ
  ERSAN SALiHOGLU
 


         ÖZLENENE

Uzak diyarlarda tutuşmuş gül bahçeleri,
Feryat eden gül goncasına bakan yok.
Sonsuzluk gibi acı sarmış teni,
Sızlayan yürek sancısına bakan yok.

Gülyüzlü güzel buseleri lale
Şimşek gibi hatıra gelir hayale
Bir bahçedeyim şimdi elele
Uzanan gül elleri tutan yok.

Rüya gibi bir akşa ömürden giden
Hayal bu, kaybolur, uzun sürmeden
Hala dağılmayan bir sisin içinden,
Karanlığa bir kandil yakan yok.

Uykumda tüm gece seninleydim,
Bitmez özleyişle, hasretlerdeydim.
Bir büyük zevkle ömür tüketmekteyim,
Yasak sevdama sahip çıkan yok.

Sen de düşün zaman zaman ağlayarak,
Bir an kendini içindeki rüyaya bırak,
Tatlı bir keyfin bitmesi, bil uyanmak
Uzaklardan hayallere dokunan yok.

Bir tanışmak çok zor, ayrılmak bir de.
Kendimle oturdum kaldım o yerde,
Görüşmek, kim bilir, ne zaman, nerede?
Bir umut ışığı yakan yok.

Akşam güneşi çekildi dağ arkasına,
Gönül düşmek ister yar, arkasına,
Farkında özlenen, yar başkasına,
Kurur gül bahçesi sulayan yok,
Bu büyük sevdaya çare sunan yok.

                                        Ersan Salihoğlu


BEN HAYALLERİM VE DÜŞMELEĞİM

Hayalim de güzellikler,
Derme çatma bir ev,
Küçücük pencereler
Kırık kiremitler,
Halısız kilimsiz odalar,
İsli duvarlar, 
Kirli tahtalar,
Köşede karaocak,
Zincirde asılı karakazan,
Nenem tahta kepçesi ile
Tuzuna bakar.
Ocağı karıştırır
Tersi ile...
Bir yandan bize meteller satar,
Masallar devşirir,
Binbir gecelerden,
Babalarımızı getirir
Gurbetlerden, hemencecik.
Sevinir, güleriz biz.
Hemencecik fakülteler bitiririz.
Adam oluveririz...
Korlar dışarı taşar,
Tahtaların üstüne.
Nasırlı elleri ile,
Onları tutar, tekrar
Ateşe atar.
Yakmaz mı nene? Derim.
Silkinir uyanırım.
Düş kaybolur.
Gözlerim dolar.
Nenem rahmet istedi gene derim.

Anılar bırakmaz beni;
Tahtadan bir köprü,
Suyu az şırıl şırıl bir dere,
Pırıl pırıl billur su,
Suda balıklar oynar.
Dokunsam derim mutluluğa,
Katılsam huzura,
Elimi suya soksam,
Su bulanır, Huzur bozulur,
Balıklar kaçışır
Büyü bozulur.

Şehirlerde hayat var;
Meydanlarda güvercinler,
Taşlardan yem çalarlar.
Gurul gurul sesleri,
Etrafta hep gözleri,
Bir o yana bir bu yana
Badi paytak yürürler.
Karışsam derim içlerine,
Ben de dolaşsam badi paytak.
Yürürüm....
Ürkerler benden.
Kanat vurur kalkarlar,
Az ileriye gene inerler.
Bu kez....
Beni içlerine alırlar belki,
Kollarımdan tutar kaldırırlar.
Yürürüm...
Kanat vururlar gene,
Bu kez giderler, göklere,
Uçamam ki ben,
Kanatlarımı açamam.
Kalakalırım gene,
Kendimle yapayalnız, 
Birbirinden bihaber,
İnsanların içinde,
İnsanlarla beraber.

Fırtınalar kopar yüreğimde;
Bir sevgili yakar.
Ateşler basar heryerimi.
Dar gelir tüm mekanlar.
Bir heyecan kaplar.
Kıpır kıpır.
Al al olur yanaklarım.
Gözlerim ateş saçar
Ve mimiklerim,
Tebessümden öte
Mutluluk saçar.
Ellerini tutsam derim.
Titrek ak ellerini,
Perde aralarından,
Gözlerine baksam,
Mahcup, tatlı, kaçak gözlerine.
Sesini duysam. Dinlesem;
Dertlerini, sevinçlerini,
Paylaşsam kederlerini, 
Mutluluk paylaşsam
Geleceğe dair,
Umutlar büyütsek yüreğimizde
Yarınlar için.
El ele, diz dize,
Yemyeşil kırlarda,
O köprü başında,
Serin gürgen gölgelerinde,
Meydanlarda kalabalıklarda,
Yüzü yüzüme değse derim.
Sıcacık...
Şöyle dönsem. 
Nefesi ne kadar ılık.
Bir buse,
Acaba..???
Bir küçük öpsem derim.
İçim gider.
Eğilirim öperim.
Tebessüm eder. 
Her şey benim olur.
Benimdir her yer,
Tüm özgürlükler.
Belki. Olmaz! Der.
Ayıp!. Yada yanlış anladın.
O zaman ben kaybolurum.
Kalbim acır, Utanırım.
Yerin dibini ararım.
İçim yanar.
Düşmeleğim gider.
Ben...
Biterim...
                             Ersan Salihoğlu 

ÇOCUKLUĞUM


Çocukluğum; 
Çamurlara bulanmış,
Yağmurlarda ıslanmış,
Yokluklarla serpilmiş,
Umudu tarlalara ekilmiş
Çocukluğum,
Köyde geçti.
Mal,davar  derdinde
Çamur, tezek  içinde,
Hayal,  umut peşinde
Çocukluğum,
Annem beni çok severdi.
Babam gurbette,
Annem dertte,
Ben kaz güderdim
Değnek elimde.
Çocukluğum,
Ocak başında karakazan,
Kara ocak, ev duman.
Odun mu Yoksa,
Hayat mı...?
Yanan.
Çocukluğum,
Kara lastik ayakkabılarım,
Çamurlara saplanır kalır.
Ayaklarım simsiyah,
Canım sıkılır.
Çocukluğum,
Uzun kış geceleri,
Işıksız evler.
Elde kandiller yanar,
Erir yürekler.
Çocukluğum,
Kızaklar vardı, kayan,
Soğuktu, ayaz yaman.
Çıplak ten,
Kıpkırmızı el ayak,
Morarmış yanak,
Gülümseyen masum bir yüz
Çocukluğum,
Babam var ya!!!!
Gelecek.
Bana elbise getirecek.
Bir de....
Kendisini... babam.
Çocukluğum,
Yoktu.... ama 
Yokluğu bilmedi.
Varlık...
Yüzünü de görmedi.
Bilmeden, görmeden,
Ağlamadan, anlamadan
Gülen
Çocukluğum.

                                          (Ersan Salihoğlu)

ÇOCUKLUĞUM

Yaylalarda,
Ülkü türküleri
Bozkurt hikayeleri,
Dede korkut, Boğaç Han,
Atilla, Kahramanlık Destanları.
Boş zaman dersleri.
Sığırlar kaybolu,
Gece çöker.
Kurtlar yer mi?
Yemez. Neden?
Bozkurt bizden..
Çocukluğum,
Ben kurttan çok korkarım
Yalnızken daha da çok,
Hem...
Bozkurt bizi bilir mi?
Belli bilmez.
Çocukluğum, 
Bazen hayvanlar kaçar,
Ben en küçüğüm,
Git. Derler. Giderim.
Korkmazsın değil mi?
Korkmam derim.
Çocukluğum,
Alaş var ya, 
Köpeğimiz, ala renkli,
Kara gözlü, can  arkadaşım.
Alaş var ya!
Kurttan korkmaz.
Ama...
Benden korkar yaa...
Çocukluğum,
Ağaç altı serin gölge,
Pnarbaşı restoran,
Cin bakırda çorba,
Çıkında ekmek, kuru soğan,
Zeytin,peynir, haşlanmış yumurta,
Çeker can.
Çocukluğum,
Akşam olur.
Yıldız dolu gece,
Gelik yuva, saman yatak,
Gökyüzü yorgan,
Kim korkan.
Çocukluğum,
Gece uzaklarda ışıklar oynar.
Nedir? Derim.
Arabalar şehirlere gidiyor.
Şehir ne ki?
Bilmem ki?
Şehirde deniz varmış.
Çok çok su,
Gören var mı? Var.
Ucu bucağı yokmuş.
Nasıl bir şey?
Çocukluğum,
Kah yaylada
Kah tarlada,
Kah keyifli,
Kah dertli,
Sorularla, sorgularla
Merakla Geçen.
Bu günlerime
Gülümseyen
Çocukluğum....

                                             (Ersan Salihoğlu)

 
  Bugün 1 ziyaretçi (20 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=